Tarihçe

KÖYÜMÜZÜN TARİHCESİ

ORTA ASYA TÜRKMENLERİ’NİN BATIYA DOĞRU KUTSAL YÜRÜYÜŞÜ

ANADOLUDA OLUŞAN YERLEŞİM YERLERİ ve BUDAK KÖYÜ’NÜN KISA TARİHÇESİ

Türkler,bilindiği üzere,uzak doğunun batısı olan Asya Kıtasından güneye birçok akınlar yaparak, Çin İmparatorluğu ile büyük savaşlar yaşamışlardır.Ancak, güney akınlarından sonra her seferinde geri dönüp, yerleşik düzene geçmemişler, kısmen Orta Asya da çok rahat yaşayan ve özgür bir ırk olarak kalmış ve hiçbir zaman kendi ülkelerine kapanıp kalmamamış ve Çin Seddi gibi bir sedleri olmamıştır.Kendilerine kurulan tüm setleri yıkmışlar ve özgür yaşamayı hep tercih etmişlerdir.Özgür yaşamanın bedellerini her zaman ödemişler ve kayıplarından hareketle “bir daha uslu kalalım- verilene razı olalım” mantığını kabullenmemiş ve hep daha fazlasını istemişler ve yetinmeşlerdir.

İşte bu hep daha fazlasını isteme duygusu ile yeni keşifler, yeni icatlar ve yeniliklerle tanışarak yeni devletler kurmuşlar ve devletler yıkmışlardır.

Batıya olan yönelişlerinde ise:- MS.759 yılında Talas Savaşı ile İslam la tanışmışlar ve bu dinin kendi milli yapılarına, adalete ve hakkaniyete ve mertliğe,cesarete çok uygun olduğunu kabullenmiş olmalılar ki;-Furya-Furya İslama tabi olmuşlar ve Müslümanlaşmışlardır.
İslam ile tanışmaları devrin İslam halifesinin bir mektubu ile meydana gelmiş ve tanışma bir anda toplum olarak genel kabul görmüş ve kısa zaman içinde Türklerin içerisinden büyük din alimleri ve din bilginleri çıkmaya başlamış ve hatta İslam içtihadını geliştirerek yeni fikir oluşumlarının tetikleyicisi olmuşlardır..(İmam Gazali-İbni Sina-Mevlana Celaleddini Rumi-Nasirettin Tusi-Sadrettin Konevi-Muhyiddin İbnül Arabi …….v.b)Bu mektup ile islamı tanıma hatırasına halen Cuma günleri hutbesini kağıttan okuyan tek İslam memleketi Türlerindir.

Türklerden kimi boylar güçlerini tanrılaştırmış ve belli bir zaman sonra yok olmuş macera sever toplular olarak tarihihe geçmişlerdir(Atilla-Cengiz Han-Moğollar….)

Kimi Boylar ise yeni akınlar ile elde ettikleri yeni bilgiler-görgüler ve yeni topluluk ile tanışması ile doğrularını pekiştirmiş ve yanlışlarını anlayıp vazgeçtikleri inanışları olmuştur,

İşte bu boylardan kalıcı olanları, Oğuzların yaptıkları akınlar ve kurdukları imparatorluklar halen konuşulan örnek alınan devlet yapılarını kurmuşlardır.(Selçuklular-Osmanlılar)

Oğuzlar Karadenizi güneyinden geçerek Anadoluya akınlar yaparak ve İslamlaşarak yerleşik yaşam kentleri kurmuşlardır(Maveraünnehir,Buhara-Semenkand….)
Selçuklular, Anadoluya Tuğrul Bey Akınları ile yerleşmeye başlayıp her fetih yaptıkları yerlerde artık eskisi gibi gelir geçer değil, yerleşik medeniyetler kurmaya başlamşlardır.
Alparslan’ın Malazgirt zaferi ile Anadoluya Türlerin yakışacağını ispatlamışlar ve bin yıldır Anadolu Kıtası Türkleri çok sevmiş ve bir daha bu cesur yürekleri bırakmamış ve bu coğrafyada çok büyük Medeniyetler kurmuşlardır.
Selçuklular, Anadoluda 12 beylik şeklinde federatif bir yapı oluşturma girişiminde bulunmuşlar ancak bu federatif yapı kısa zamanda kıskançlık ve toprak kavgalarına dönüşmüş zor günler geçirmişlerdir.

Bu 12 Boy içerisinden yine ilim irfan ve takvada ileri derecede olan dindar bir beylik olan Oğuzların kurdukları Osmanoğulları Beyliği, adaleti,cesareti,hakkaniyeti ve dini her şeyin üzerinde tutarak diğer beyliklerin kısa zamanda sevgisini ve muhabbetini kazanarak Osmanlıya iltihak etmiş ve yeniden tek çatı altında Osmanlı İmparatorluğu’nu kurmuşlardır.

Oğuzların en büyük boyu olan Bayatlılar her zaman ulul-emre itaat etmiş ve kurulu düzeni hep destekleyen ihtilallerini bastıran bir boy olarak oğuzların her daim sağında bulunmuş ve ordunun en can alıcı süvari birliklerini oluşturmuşlardır.
Bayatlılar Beyşehir de Karamanoğlu beyliğine bağlı yarı Özerk bir beylik olan Eşrefoğuları Beyliği bünyesi içerisinde süvari birlikleri olarak bulunmuşlar ve diğer 11 beylik içerisinde de hep Bayatlılar bulunmuştur.(Kayseri,Sakarya,Çorum/Oğuzlar-Bayatlılar-Kara Bayatlılar-Özbayatlılar-Ak Bayatlılar ) Eşrefoğullarının süvari birliğini oluşturan Bayatlılar süvari birliğinin en önemli aracı olan atlarının beslenmesi ve bakımının en uygun olacağı yerleşim yeri olarak Beyşehir gölünün doğusu olan sazlık-fundalık kısmına yerleşerek Bayat Köyünü kurmuşlar ve İpek yolu’nun da üzerine oturmuşlardır.

Bayatlılar Fatih Sultan Mehmet’in Kreli Ovası savaşı ile Karamoğlu Beyliğine son vermesi ile ve Karamanoğullarına kısmi yönetim ve idari bağı olan Eşrefoğullarını da töhmet altında bırakmış, ancak Eşrefoğullarının Osmanoğullarına gönüllü iltihakı ile Fatih Sultan Mehmet’in daha henüz Fatih olmadan 2 yıl önce sevgisini yeniden kazanmış ve Eşrefollarına bağlı olan diğer birliklerini dağıtmamış ve süvari birliği de zorunlu ihtiyaç olmaktan çıkmıştır.Eşrefoğlulları idari-yönetim ve yapı olarak II.Mehmet İmparatorluğuna (Osmanlı’ya)biat etmiştir.
Bu biat ile birlikte Bayatlılar da II.Mehmet’e biat ederek kendi akrabaları da olan Osmanlılarda yine süvari birliği olarak kalmalarını sağlamışlar ama eski önemlerini yitirmişlerdir.
Bayatlılar’a tımar olarak (tarım arazisi olarak) Beyşehir gölünün doğusu sazlık alan , köşk mevkine kadar-Yelten’e kadar olan ksımı verilmiştir.

II.Mehmet İstanbul kuşatmasından önce çok büyük hazırlıklar yapmış ve bu hazırlıklar ile birlikte ilim ve gönül adamlarını da rica –minnet Başşehire (İstanbul’a) götürmeye ikna edebildiğini götürmüş ve işte Kreli Ovası savaşı ile Karamanoğulları Beyliğini ortadan silerek, dedesi Yıldırım’a kuşatmayı çözdüren Karamanoğulları na bir daha aynı şeyi yapma fırsatını ortadan kaldırmıştır.Savaştan sonra Giderkende Mundafa Köyünde bulunan büyük evliyalardan gönül adamı Ebul Vefa Hazretlerini bu köyden götürmüş İstanbul’a yerleştirmiştir.Bu günkü Vefa semtinin adı bu gönül adamının isminden gelmektedir.Aksaray Dönüşü de aynı şekilde Aksaraylı Aksaraii Hazretlerini götürerek bugünkü Aksaray bu hazretlerden ismini almaktadır.

Bugünkü Bayat Mevkiinde bulunan Bayat Köyünü ise Budaklı Yörükleri kurmuş ve Yörüklerin soy kütüğünde Budaklı Yörükleri (soyu kaybolan Yörükler olarak geçmektedir) geçmektedir.

Budaklı Yörüklerinin kurmuş olduğu Bayat Köyü bölgenin coğrafyasında biraz tepe ve bir kaynak suyu yanında kurulmuş olup,bu tepe halen bir tepe ve kaynak suyu da Pınar olarak anılmakta ve halen içimi çok güzel ancak imar edilmesi gereken bir kaynak suyu olarak bulunmaktadır.

Osmanlı imparatoğluğu bir 600 yıl imparator olarak kaldıktan ve medeniytin zirvesine çıktıktan sonra batı medeniyeti ve insanları ile tanışmış ve saray ırkı karışmış, saraya yabancı ırk unsurları girdikçe fitne fesat artarak içinden çıkalamaz hale gelmiştir.

Padişah II.Abdülhamit Han Hazretleri saraydaki ve yönetimdeki bu fitne ve fesat içinden kurtulmanın tek yolunun yeni bir Saray’a taşınarak fitne fesat içinden yönetim kadrosunu almak istemiş ve Yıldız Sarayını yaptırarak yönetimi buraya çekmiş ve 36 yıl kurtulmanın mücadelesini vermiş ve kısmen başarmıştır.Ancak eski saraydan enfeksiyon kapan Yıldız Sarayı da yeniden aynı hastalığa tutularak Mithat ı, Paşa yapmışlar ve uzun süre tekrar tekrar Başbakan olarak(Sadrazam) olarak kalmış ve 1878-79 Osmanlı Rus Savaşında ajan olduğu anlaşılmış ancak İngiliz Sefaretine kaçarak yine kurtulmanın bir yolunu bulmuştur.İttihat çılara da bir şekilde belli bir dönem kendi kabul ettirerek yine kendini kahraman ilan ettirmiştir .

İşte bu hengame içerisinde;-Sarayı uzaktan seyreden Anadolu beylikleri bu duruma yapacak bir çözüm bulamadıkları gibi Osmanlı nın çöküşünü eli kolu bağlı seyretmek zorunda kalmışlar.Anadoluda da merkezi-otorite bozulunca, İpek Yolu güzergahında bulunan köyler kentler, bunlarla birlikte Bayatlılarda, yerel ve yabancı – gece veya gündüz soygunlara hırsızlıklara ve zorlamalara maruz kaldıkları için ipek yolu güzergah üzerinden daha içeride bir yerlere, yani gelen geçenin göremiyeceği yerlere doğru göç başlamıştır.Kimileri Burunsuz gibi tepelere ve kimileri göle daha yakın Külçe mevkiine ve kimi ailelerde Demirdamı mevkine yerleşmişlerdir.Sonunda ve en son olarak Bayat Beyi, Bayat Köyünü terk ederek bugünkü Budak Köyü mevkiine yerleşerek Köyün en yüksek tepesine oturmuş ve kendi Bayat Boyunun-Budaklı Yörüklerinden olmasından dolayı yerleşim yerine kendi ailesinin birimi olan, Bayat Boyu Budak kolundan olduğundan BUDAK ismini vermiştir.

Diğer yerleşim yerlerine yerleşen ailelerin bir çoğu da zamanla Bayat Beyinin kurmuş olduğu mevkiiye yerleşerek bu mevkii kısa zamanda köy haline dönüşmüş ve köyün adı Budak olarak kalmıştır.

FARUK TEKKANAT
Türk-İslam Tarihçisi
Maden Yük Müh.
Baş İş Müfettişi
Maden İşleri E.GenMüd.

Yorum Yaz